Thursday, December 22, 2011

Geç Kalındı, Sansür Kabul Ediliyor: Tepkisizlik Üzerine

Sansür suçtur, yapanın yanına bırakılmaması gerekiyor.

İstanbul Modern’in bir bağış toplanma gecesinde satılmak üzere Bubi'den istediği bir işi sansürleme girişimi yanlış, sanatçısının söz konusu işi etkinlikten çekmesi son derece doğrudur.

Sansür söz konusu olduğunda sanatçının kim olduğu önemli değildir, sen de olabilirdin. Bu bağlamda etkinliğin karakteri de önemli değil. Önemli olan sansür mekanizmasının yeniden çalışmış olmasıdır. Sansürü otoriter rejimler ve kişiler yapar ve karşı çıkılmadıkça da yapmaya devam ederler.

Son olarak Filistinli sanatçı Larissa Mansour’un Lacoste Elysee Fotoğraf Ödülleri’nde sansürlenen işi bu mekanizmanın her daim işlediğinin acı bir göstergesidir. Lozan’daki Elysee Müzesi Lacoste sponsorluğunda sanatçıya bir iş sipariş etmiştir. Ortaya çıkan iş fazla Filistin yanlısı olduğu için beğenilmemiş ve ilk önce ödül sergisinden kaldırılmıştır. Daha sonra gelen tepkiler üzerine müze bu ödülü topyekün iptal etmeye karar verdi. Bütün bunlar üç dört gün içinde oldu.

Halen İstanbul Modern’de çeşitli sergilerde işlerini sergileyenlerin tepkisi ise ne yazık ki çok geç oldu. Bu sanatçıların hiç birinin sergiden çekilmeyi düşünmemesi beni çok üzdü. Konuştuğum sanatçılar toplu hareket etmek istediklerini, beraber bir tepki yazısı kaleme almaya çalıştıklarını, bu nedenle tepkinin geciktiğini söylediler.

Nisan 2011’de İzmir Fransız Kültür Merkezi ve K2’nin Centre Pompidou ile ortaklaşa gerçeklestirdiği sergiden benim, Erkan Özen ve Berat Işık’ın isleri “siyasal olarak sakıncalı oldukları” gerekçesiyle çıkartılmış, biz tepki verince geri adım atılmış ve işlerin olduğu gibi sergiye geri alınmalarına karar verilmişti.

İlk tepkim “Beni alsanız da artık girmem” olsa da biz de toplu hareket etmeye karar verdiğimiz için aramızda yaptığımız uzun tartışmaların ardından sansür edilmeye çalışılan eserlerin seyirci tarafından görülmesi gerektiğine karar verdik. Ümidimiz bunun üzerine bir tartışma ortamı açılmasıydı. Olmadı. Hem de hiç bir şey olmadı!

Şimdi bu kararımdam dolayı pişmanım. Keşke kendi işimi çekseydim.

Sanatçılar olarak bizim yegane üretimimiz işimizin kendisidir. Kendimizi başka türlü ifade edemediğimiz için böyle yapıyoruz. O halde neden ifade biçimimizin dışında bir medya kullanarak tepkimizi sadece yazı ile gösteriyoruz?

Duygusal alınterimizin emeği olan bu işler tepkimizin de şeklini belirlemelidir.

Keşke bir sanatçı yarın İstanbul Modern’e gitse de herkesin gözü önünde işini duvardan indirse, DVD’sini çıkartıp cebine koyup gitse.

Keşke sansür yapan bu otoriter kurumda işi sergilenmeyen sanatçılar da "Siz bu aklı değiştirmedikçe yok size iş miş!" dese.

Aristofanes’in Lysistrata’sında kocaları yıllarca savaşan kadınlar “Savaşı bitirmedikçe size şeftali yok!” demişlerdi...




0 comments:

Post a Comment